Kendimi okuduğum kitaplara ihanet ediyormuş gibi hissediyorum. Kapağı kapattıktan sonra yine bu dünyanın kiri pası bulanıyor üstüme, unutuyorum işte. Kafamın bir köşesinde sadece "ben neyi unutmamalıydım" diyen bir soru işareti kalıyor. Sonra onu da unutuyorum tabi. Bütün bu toplu unutmalar bilinç kaybına ya da tam anlamıyla bir bellek yitimine yol açmıyor allahtan. Hatırlıyorum. An çakımlarında tokat gibi vuruyor kitaplarım. Kitaplara ihanet edip etmediğime karar vermeden önce yaşamam ve hissetmem gerek sanırım. Yol ayrımlarında, sessizliklerde, karşımdakinin gözlerinin içine bakarken, ağzımdan çıkacak sözcüklere bir şekil vermeye çalışırken..
Garip bir sürece girdim. Kelimeleri şekillendirme süreci belki, belki de değil. Tek başınalık kötü değil. ben bunu hep bildim. Ama artık daha iyi biliyorum. Başımı yaslayacak bir omuz istemez miydim, isterdim tabi. Kelimelere yaslansam, onlarda bana yaslansalar yazsak dursak birbirimizi. Ben de düşüncelerimi öldürmekten vazgeçsem. Kelimelerimi alıp karşıya onlarla konuşsam.
Ben şart kipi kullanmayı seviyorum. Seviyorum işte, bu kadar basit. Patolojik bir vaka haline getirmeme gerek yok kendimi. Her şeyimiz şartlara bağlı değil mi sanki?
Ben bir şart cümlesiyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder