Öyle şeyler yazmak istiyorum ki ben fark etmeden bana dair bir sürü şey söylesin. Bana dışarıdan baksın yazdıklarım. İçimde olmaktan bunaldım. Çok yorgunum.
Pessoa okuyorum. İçime işliyor azar azar. Her şeyden ve herkesten midem bulanıyor. Fiziksel bir nitelik kazanmaya başladı bu sıkıntı durumu. Sürekli başım ağrıyor, sürekli kafamda düşünceleri kovalıyorum. Kovalamaktan bitap düştüğümde oturup bekliyorlar. Her an, her yerde hazır ve nazırlar saldırmaya. Genellikle zayıf oluyorum zaten. Öyle kolay ki kendimi onlara bırakmam. Uykuyla kaçmaya çalışıyorum. Ders aralarında, derslerden sonra, öğleden sonraları...bulabildiğim boş zamanlarda bir şeyler yapmak yerine uyuyorum işte ben de. Körkütük uyuyabilsem keşke. Sürekli uyanıyorum, yarım yamalak rüyalar görüyorum. Gördüğüm şeyleri değil, gördüklerimin yarattığı o rahatsız hissi hatırlıyorum.
Neye, kime nasıl bir anlam atfetsem? aklımın ucunda hep aynı soru olduktan sonra ne fark eder ki. yaptığımız şeyler, seçimlerimiz, ilişkilerimiz, bedenimiz, önceliklerimiz, duygularım hepsi ama hepsi bizi nereye götürüyor? ben kendimi bir yerlere götürebiliyor muyum? gerçekten seçim yapabiliyor muyum? ne kadar cesur olabiliyorum, ne kadar istiyorum bir şeyleri? Uyuşuk bir biçimde yaşamın geçmesini, şarkıların bitmesini bekliyor gibiyim. Hep şu da bitsin, o da geçsin ondan sonra yaşamaya başlarım diyorum. Yaşam nasıl bir şey? önü, sonrası, sağı, solu mu var bunun? Geçen her saniye, her dakika yaşam değil mi?
Bütün bunları düşünmek istemiyorum. Düşünmeme gerektiği halde düşünmek istemiyorum. Zorunlu olduğum hiçbir şey yapmak istemiyorum. Kafamı yastığıma değil de birinin omzuna koymak istiyorum şu an. İtiraf etmesi, anlaması, anlatması güç şeyler istiyorum bu ara.
Bölüm değiştirince bir kısım insanın "aferin, çeviride daha çok para var" deyişi geliyor hep aklıma. Aklıma hep bu tür denklemlerle çekip çevirdiğimiz emanet, yapay, plastik yaşamlar geliyor. Acı acı güldürüyor beni bu söylenenler. Pessoa okuyorum sonra yine, zihnimden tekrarlıyorum. Hayvanlarla insanların arasındaki fark nedir ki diyen ses. Çoğu insan, nerdeyse herkes, bildiğini sandığı, yönettiğini sandığı bir gelecek sahibi olmaya çalışırken öylesine bilinçsiz ve kör davranıyor ki. midem bulanıyor. Tekrar tekrar midem bulanıyor. Bütün bu anlamsızlık, bütün bu körlük, insanların kendilerini böylesine adayışları... Gözlerimi kapıyorum, uyuyorum ama hiç bitmiyor, hiç geçmiyor.
"söyleyebildiğimiz, yapabildiğimiz, düşünebildiğimiz ya da hissedebildiğimiz her şey aynı maskeyi takar, aynı kılığa bürünür. Sırtımızdaki kıyafetleri çıkarmak nafile; asla çıplak kalamayız, çünkü çıplaklık ruhta gerçekleşen bir olgudur, soyunmakla olmaz. "
ruhumu bütün giysilerinden soymak istiyorum. bütün o yünlü, kalın giysilerinden...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder