insanın her şeyden önce bir odası olacak. "kendi odası."
sıkıldım yurt köşelerinde sürünmekten ve bıktım. sınır üstüne sınır bindiriyor yurt.kulağımda kulaklıkla dolaşmaktan, vaktimin çoğunu sandalye tepesinde geçirmekten, abuk sabuk şeyler yiyerek öğün atlamaktan, kütüphanemi ve dvd'lerimi hiçbir zaman yanımda taşıyamamaktan, her davranışımı belli yurt kodlarına uydurmaktan ve daha nice nice nicesinden...
beni bu çokluk bunlatıyor. insanlar olmadan yapamayanlara şaşıyorum, benim de anlamadığım bu kadar çok insan varken nasıl yapabiliyorlar, nasıl her şey yolunda gidebiliyor? ben kendim kendime fazlayım çoğu zaman, insanların arasında o fazlalığı boğmak belki iyi fikir kimi zaman; ama ben kendi kendime yeterim çoğu zaman o yüzden bunaltıcı sürekli birileriyle konuşmak zorunda olmak.
arkadaşlıklar, en yakın ilişkiler bile insanı yormuyor mu zaman zaman? insanı en çok yoranlar en yakınları değil mi zaten?
yoruldum ben biraz, dinlenecek bir kıyı arıyorum.
26 Temmuz 2010 Pazartesi
21 Temmuz 2010 Çarşamba
kes-kin
birhan keskin yazılabilecek her şeyi mısralaştırmış, dönüp dönüp okumaktan başka ne gelir elden?
yeryüzü halleri de ondan alıntıdır hani, bilen bilir. İçimi o kadar duru ve o kadar çıplak bir sesle yazmayı çok isterdim. Okudukça kelimeler birikiyor dibimde bir de hisler bir de yeryüzü halleri işte.
ufacık, soluk mu soluk bir selam olsun tutan dibim keskin'e. bileği taşım o benim. ağrıyan boşluğum...
dibi tutmuş kelimelerime gelsin : gıcırdasın sözcükler...
yeryüzü halleri de ondan alıntıdır hani, bilen bilir. İçimi o kadar duru ve o kadar çıplak bir sesle yazmayı çok isterdim. Okudukça kelimeler birikiyor dibimde bir de hisler bir de yeryüzü halleri işte.
ufacık, soluk mu soluk bir selam olsun tutan dibim keskin'e. bileği taşım o benim. ağrıyan boşluğum...
dibi tutmuş kelimelerime gelsin : gıcırdasın sözcükler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)