Yataktan kalkar kalkmaz hatta daha kalkmadan önce, telefonun alarmını 9'ar dakika ileriye doğru atarken başlıyor düşünceler sökün etmeye. Bir süreliğine kaçmak için 9'ar dakikalık ertelemeler yapsam da bir yerden sonra kendime küfrederek uyanıyorum. Gün nasıl geçecek? Ah kalkmak zorunda olmasam. Kim yine sorumluluklarla cebelleşecek, kim yine kendini ikna etmenin, teskin etmenin yeni yollarını keşfedecek? Hava tam benim havam oysa. Zorunluluklar olmasa yumuşacık akıtsam o zamanı. Tamam belki dişe dokunur bir şey yapmış olmam.Ama kime göre neye göre?
Yurttan çıkarken, yurdun güvenlikçisinin yerinde olmak istedim bugünlüğüne. O kabininde sıcacık çayını yudumlarken ben derse gitmek zorundaydım çünkü. O yağmuru, insanları, gökyüzünü izleyebilirdi ben derse yetişmek zorundaydım. Öyle veya böyle rutinimle uzlaşmanın yollarını aramalıyım yine de. Tutunmam gerek. Tutunmayan olmak da enerji istiyor, bunun için gerekli enerjim yok.
Hayat bir yandan çok büyük, çok garip. İç içe geçmiş bir sürü şey. Öncelikler, kişiler her şey değişiyor. Güçsüz olan yalnız yanım Eylül Akşamı'yla avutuyor yalnızlığını. Güçlü olan yalnız yanım sözcüklerini bile diyor şimdilik. Yaz, anlat, kendini dinle, sözcüklerini bile...
Bi-li-yor-um
Bil-i-yor-um.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder