29 Kasım 2009 Pazar

Pink Floyd-Gecenin bir yarısı

Roger Waters'ın sesi beni yatıştırsın bakalım. Gilmour'un soloları zihnimde asılı kalsın. Bütün yaşadıklarım, yaşamadıklarım birer Pink Floyd şarkısı olsunlar. Sözlerini ezberleyip doya doya söyleyebileyim her birini.
Susuzluk bu. İçimde bir damla sıvı kalmamış gibi hissediyorum. Kupkuru oldum, kaskatı. Yağmurda iliğinize kadar ıslanırsınız ya, sonra kıyafetlerinizi kaloriferin üstüne veya sıcak bir yere bırakırsınız. Bir garip olurlar hani, kaskatı, sert...Bir garip kokarlar üstelik. Tam anlamıyla öyleyim işte. İçimde bir yerde büyük bir çölleşme var. erozyon resimleri gibi, çatlak çatlak...
sözcükler de geri çekiliyorlar yavaş yavaş. Yetmiyorlar. Kafamdaki susuzluk, erozyon, patlama sözcüklere dökülemiyor. Zorluyorum kendimi. Sadece bir şeyler yazarak aşabilirim bu durumu. Sadece yazarak. Konuşmak, kelimeleri sese bulamak çözüm olmuyor. İçim yatışmıyor. Hangi fırtınanın habercisi bu geveze susuş, yer yer neşeye yer yer gündelik hayata yer yer de içimdeki tuzaklara bürünmüş bu susuş? Pink Floyd şarkılarından öğrendiğim bir şey var, waiting for someone or something to show you the way.Hiç kimse yok, hiçbir şey yok. Bir bakmışım günler de yıllar da geçmiş, beklemekle kalmışım. Çok hızlı her şey, öyle hızlı ki...bu sözcükler önceden de bu renge bulandı. Ertelemek, beklemek yok dendi onlarla. Ben bu sözcüklerle çok cümle kurdum, çok cümle bozdum. Ama insanın derininde bir yerde hep bir bekleme içgüdüsü var "bekleyen". Beklemekli bir özne olmaktan sıkılan öznenin ne kadar çırpınsa da beklemekten vazgeçemediği, köşeden dönüp nanik yapan beklentileri. Bir zihnin beklemekli çırpınışları.
Öğrendim artık. ne yaparsam yapayım, kendime ne telkin edersem ediyim hiçbir zaman beklentilerimden sıyrılmayı başaramayacağım. İnsanım çünkü. Çünkü ister istemez içimde iyi bir şeylerin olacağına dair bir umut var. Bunu yok edemem. Ama umutlar ve beklentiler de renk renk, çeşit çeşit, boy boy. En gözalıcı renklere değil, en sevdiğim renklere de değil; artık hayatta kalmamı sağlayan ortalama boy, ekonomik, mümkünse şeffaf umut ve beklentilere yöneliyorum. Evet, amaç kendimi korumak. Pamuğa sarmak olası olsaydı onu da yapardım ya abartmaya gerek yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder