Ben beklerken zaman geçiyor. Günler yavaş yavaş geçerken, geceler daha uzun sürüyor. Bu ara hem gündüzler, hem de geceler çabuk geçiyor. Geçip giden hayatım aslında ama şimdilik günler ve aylar diye adlandırmayı seçelim. Düşünmek, enine bonuna düşünmek, beni korkutuyor artık. Bu konuda eskisi kadar cesur ve atılgan değilim. Uçurum var bir yerlerde. Gereğinden fazla koşarsam vakitsiz gelip dayanmış olacğım o uçurumun dibine. Sonra hep orada beklemem gerekecek. neyse ki düşünemiyorum zaten.
Elimde değil. zihnimin mutlu olmak için işlemesi lazım değil mi? ama öyle işlemiyor işte. huzur bulamıyorum. yanlış yerde, yanlış şeylerde arıyorum belki. Her ne kadar kendimle de çevremle de anlamsız bir anlaşmazlık içinde olsam da kimi zaman boyun eğiyorum isteklerime. Her neyse. Fark etmez zaten artık.
Çocukluğumdan beri kendimi zorladıkça daha çok zorlamayı seçer oldum. Kolaylaşmadı. Kolaylaşmamalı belki, tamam. öyle bir arzum yok. Bir şeyler için uğraştım hep, bir çıkış umarak. İleride, gelecekte, şurda burda diyerek kendimi oyaladım. Şimdi o gelecek umutlarının, ertelemelerin beni hiçbir yere götürmediğini görüyorum. aynı laflar değil mi canım hep? olsun, kim var ki başka. aynı sözcüklerle de olsa, aynı cümleleri de kursam, dönüp dolaşıp hep buraya da yazsam olsun. En azından geri dönüp arada kendim okuyorum. O da bir şeydir.
gereğinden fazla bir ciddiyet bu. Gerek hayata gerek insanlara gerekse kafamdan geçen her şeye gereğinden fazla ciddi yaklaşıyorum. Halbuki huzur ciddiyetle gelmez. Sanki ben bilmiyorum. Keşke farkında olmasam hiçbir şeyin de öyle sürüp gitse bütün bu saçmalık. Farkındayım ve yine de sürüp gidiyor. öyleyse şikayet etme.
Six feet under izlemeye başladım. Bugün bıraktım aslında. Üçüncü sezona gelmiştim. Onu da gereğinden fazla hızlı ve ciddi bir biçimde izleyince içime sızdı. İngilizcem değişti. Kafam zaten karmakarışık. Şimdi tamamen ölüm düşünceleri kapladı zihnimi. Ölümün rastgeleliği canımı yakıyor.Hayatın acımasızlığı ve rastgeleliği var bir de. Yaptığımız seçimler için kıçımızı yırtıyoruz, hayatımızı çizelim, ipleri elimize alalım diye çıldırıyoruz resmen. Hayatın da kendine göre bir dinamiği var. Buna iizin vermiyor ki. Vermesini bekleyerek biz hatalı davranmıyor muyuz? Dün de böyleydi, bugün de böyle hala bir şeyler istediğimde tam olarak neden istediğimi bilmiyorum. Bir şeyleri hayatımdan çıkardığımda, bitirdiğim de hala net cümleler kuramıyorum. Oysa seneler oluyor .ben bu muhabbetleri kimlerle yaptım da hayatımdan kaç kişi çıktı gitti. Ben öğrendim sandıkça öğrenemediğini anlayanlardanım. Hayatın bana bir borcu varmış gibi davranmakta ısrar ediyorum. Oysa olup olacak olan bu. Hayatın bana borcu falan yok. Hayatın bana karşı bir tavrr yok ki borcu olsun. Ben kendimi böyle yaşamaya o kadar alıştırmışım ki hayatıma giren her insana ya da şeye gizliden gizliye hayatımın borcunu bana ödeyecek şeymiş muamelesi yapıyorum.
Bu kez yokum ama. bu sefer biliyorum. öğrendim demiyorum bak, çünkü öğrenmedim, anladım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder