Rüyamda, daha önce rüyalarımda gitmiş olduğum, Ankara'ya gidiyordum. İşin garibi kimseye ulaşamıyordum. Sanki tek amacım Kızılaymışçasına Kızılay'a varabilmek için büyük emek sarf ediyordum. Aradığım arkadaşlar açmıyor, bir tanesinin numarası "bu numara değişmiş, içinden bir sayı atılmıştır. Lütfen siz de bir sayı atınız."diyordu. Aklıma mükemmel bir fikir gelmişçesine dayımı ararım ben de o zaman diyordum ki işte tam o an dayımların Amerika'da olduğunu hatırlıyordum. Ankara'ya gelmiştim gelmesine de kalacak kimse yoktu cidden. Doğal olarak moralim bozuluyordu tabi. Şu an hiç görüşmediğim, ama bir zamanlar,yani çok eskiden sevdiğim bir arkadaşım olan Bay K'yı bile arıyordum. Onun artık Ankara'da ne işi var bilemiyorum. Rüya içerisinde zaten sorgulamama gerek kalmıyor. Valla onun bir arkadaşında kalıyordum işte. Kızın aydınlık bir evi vardı. Temizlik falan yapıyordu gecenin bir yarısı. Ben öyle takılıyordum.
Garip yahu. Sen Ankaralara git, kalacak konuşacak kimsen olmasın. Kötü hissettim kendimi blog.
Bu arada rüyada, ben önceden bu rüyayı gördüm hissini yaşamak çok garip. Rüyada yaşanan deja vu hissi, gerçek hayatta yaşanan ben bu anı biliyorum, yaşadım hissinden daha bir sarsıcı. Örneğin rüyamda kendimi çaresiz de hissetsem, bir yere geldiğimde "evet, kızılay otobüslerine burdan binecektik işte, geçen sefer geldiğimde burdan binmiştim."demek ve rüya gördüğünü bilerek demek bunu-bu da nesi dedirtiyor insana. Ama öyle işte, insan beynii müthiş bir şey canım.
Ben sonra yine uyudum tabi, kaç posta oldu bilmiyorum. Bu sefer de diş tellerimi gördüm. Yahu ben bunlardan kurtulmamış mıydım deyip durdum kendime bütün rüya boyunca, sonra onları dişlerimle kemirip durdum. Sonra da çıkardım işte. Birbuçuk sene nasıl takmışım tel, bilemedim. Kendimi tebrik ettim bunun için rüyamda.
Rüyalar garip, çok garip. Sürekli stresli rüyalar görmemi ayrı bir yere koyarak düşünüyorum da cidden hiç beklemediğim yerlerden soran hocalar gibi rüyalarım. Görmeyi beklemediğim insanlar değil rüyamdakiler, ama benim onlara karşı tavrım ve onların bana karşı tavrı garip olan. Hep bir kaçma durumu var, kaçma durumu olmadığı zaman da garip bir tekrar hissi, labirentte kaybolup çıkışı bulamama durumu var. Bunlar benim en çok rastladığım rüyalar. Vakit bolken bile yapmam gereken şeyi yetiştiremem, gitmem gereken yere giyinip de yetişemem ya da farklı bir çeşitleme olarak bir yere gittiğimde ya da bir şey yaptığımda her şey birdenbire anlamsızlaşıverir. Rüyalar gerçek yaşamın bir çeşit uzantısı sonuçta. Hiçbir şeye inanmazlığım rüyalarımda da bariz bir biçimde kendini belli ediyor. Bir şeyleri anlatan önemli bir semptom, ama şu an vitesi boşa aldım. Bekliyorum, bu sefer beklemek benim seçimim. Bekledikçe içimdeki bir şeyler geri çekiliyor ve ben kalanları gidenleri daha iyi görüp, anlamlandırabiliyorum. Evet kolay öğrenmiyorum, ama anlıyorum.
Kendimle iyi geçindiğimi zamanları özlüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder