9 Ekim 2009 Cuma

yolları çatallanan bahçe'leriz biz...

Hayat anlık kararlardan çok daha fazlası. çatallanan yollara dair bir yazı okudum bugün. Yazanın ismi yoktu altta. Aklıma ister istemez Borges geldi tabi, ama borgesvari bir durum da yoktu ortalıkta. denilen şu ki yaşam şu yaşayıp durduğumuz ikilemlerden daha büyük bir şey. Doğru mu yoksa yanlış mı yapıyorum baskısıyla neyi seçersek seçelim zamanın tadını çıkaramıyoruz. Son günlerde gelecekten geçmişe dönen bir burcu kurguluyorum kafamda. gelecekteki burcu geçmiştekine bakıyor ve birden yaşadığı bütün o ikilemler, kendine dayattığı sınırlar sendeleyiveriyor. An'ın tekilliği kimi zaman çok önemli, ama bu tür konularda an'ı çeşitlendirmek gerekiyor. Geçmiş, gelecek, şimdi hepsi birbirine girmeli, hepsi birbirine anlatmalı.
Bak koşturmaca başladı bile, günler nasıl da hızla geçiyor. İzlediğim filmler de an'ı çeşitlememe yardımcı oluyor. Gelecek denilen ne idüğü belirsiz kariyer odaklı zaman parçasını şimdilik nadasa bırakıyorum. Önce kendimi şaşırtmalıyım bolca. No surprises dinlemece yok bir süre. Fake plastic trees bile yok. Bütün radyokafalığımdan sıyrıldığım için değil, kulağımı azıcık da olsa başka seslere, sözlere alıştırmak için. Yoksa radyokafa hep var, hep olacak.
İşte yeni bir gün. gece başlayan gün fikri hep garip geldi bana çocukluğumdan beri. Gün dediğin yatağından kalktığında başlar, ee başlardı da zaten çocukken. Büyüdükçe her şey birbirine giriyor. Ne gecemiz ne gündüzümüz ne doğrumuz ne yanlışımız var artık. Yaşam gerçekten de bizden çok daha büyük bir şey. Şu can acıtıcı an'ları yaşamın büyüklüğüne oranmalı da öyle vermeli kararları.
nokta.

1 yorum:

  1. "ben trene ters yönde oturmuşum. giden benim ama hala oraya varmak istiyorum gibi...başım yana eğik, öne doğru eğilmiş camda kendimi görüyorum. kaç kez yana uzandım böyle yatay trenlerde, yerle gök arasında neredeyse ezilmiş, güçlerin önünde çaresiz, unufak, yamyassı, aklım yola çıkmadan önceki kendimde, dönüşte rastladığım. öyle ki daha yola çıkmaya hazırlanırken karşıma peşpeşe oradan dönen kendim çıkıyor ve gelecekteki yolculuğumu kendi geçmişi gibi anlatıyordu. bugün hem şimdiydi, hem dün hem yarındı, yani zaman yoktu, akmıyordu."
    lale müldür

    bu kadar uzaktan seni ne kadar anladığımı hissettim.

    YanıtlaSil