30 Eylül 2009 Çarşamba

Burn After Reading*

Kafamda uçuşan düşüncelerin dayanılmaz ağırlığı bütün bunların nedeni. buraya yazdıktan sonra okuyup yakacağım bütün kelimeleri. Son defa anlatıyorum çünkü bunları kendime, belki ilk defa "son defa"nın ne demek olduğunu bilerek. Balkonun camındaki yansımama bakıyorum. Gözlerimde görmek istediğim bir şey var. Uzun süredir monologlarımla kendime diyaloglar yazıyorum. Derinlerde bir yerlerde hissettiğim, gittikçe güçlenen bütün kelimelerimi, monologlarımı bastıran bir duygu var. İçimde bir şeyler kırıldı kırılacak, o belli belirsiz sesi duyabilme umuduyla kıvranıp duruyorum. Kırılma noktası. Doygunluk noktası. Hiçbir şeyi erteleyemez, hiçbir kelimeyi dizginleyemez olduğun o geri dönüşsüz nokta işte. İçinden ancak bir şeyler yaparak, bir şeyler söyleyerek, içindeki bir şeyleri "değiştirerek"çıkabildiğin kara delik. Ne kadar aptalca da olsa, ne kadar kötü de olsa, hatta yanlış bile olsa "yapmayı, bozmayı, değiştirmeyi, anlatmayı" içimdeki o boğucu, bozbulanık duygudan kurtulmak adına göze alıyorum. "sadece tek bir şeyi hatırla, görebildiğin o rüyayı."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder