17 Haziran 2010 Perşembe

keşke'lerin sonu yok.

gecenin şu saati olduğunda, uykum gelmek üzereyken tam, her şeyi geride bırakıp gidebilirmişim gibi hissediyorum. kast ettiğim içimdeki her şeyi geride bırakmak. bütün takıntılarımı ve bütün nafile çabalarımı bir çırpıda silip atmak ve başka biri olmak geliyor içimden. hiç kimseyi tanımıyormuşçasına tek başıma, günün getirdiğiyle bir şeyler yaparak yaşayıp gitmek.

yeni dank ediyor. bu kadar kırıldığımı ve yorulduğumu bilmiyordum. bu kadar bıktığımı da. ben hep bıkkınım bir şeylerden; ama bu bıkkınlık benim mızmızlanmalarım gibi değil. başka biri olmayı öyle çok diledim ki eskiden. kendi kabuğumdan kurtulup başka duyguları yaşayabilmeyi öyle çok istedim ki. hem kendimden hem de çevremdeki insanlardan dolayı çok hayal kırıklığı yaşadım. kendimden bıktım, kimi zaman nefret ettim, suçladım, bilerek acıttım. Hiçbir yere varamıyorum işte. Sabah akşam kendimi yemekle geçirdiğim günleri, uykuya sığınarak derslerden ve dünyadan koptuğum sabahları ve öğlenleri unutmadım. içimdeki sürekli ket vuran burcuyu da hep yanımda taşıyorum zaten. yaşamaktan korkan burcu. şöyle olaydı böyle yapardım, ama o böyle dedi de şöyle oldu culuk oynamak istemiyorum. hiçbir şey oynamak istemiyorum. hiç kimse o kadar önemli değil. hiç kimse o kadar önem vermiyor. kendimden öte başka hiçbir şey yok sıkıca tutunabileceğim. bunun da ötesi yok zaten.
içimde güzel şeyler var. naif cümlelerim var. varsın olsun. şarkılarla, filmlerle olamadığım kişileri doyuruyorum. gitmek istiyoruz ya, artık gitmek istemiyorum. kalıp yaşamak istiyorum. Önüme ne çıkarsa...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder