6 Haziran 2010 Pazar

çatlak

keşke arada sırada zaman dursa. sadece dursun istiyorum, geçmişe dönmek geleceğe gitmek gibi şeylere ilgim yok. zaman arada durmalı. bir kapı aralanmalı, bir çatlak oluşmalı yurdun duvarında mesela. Annemle benim en sevdiğim resmin olduğu yerden tam bir çatlak açılmalı duvarda. Ben içinden geçip zamanın durduğu başka bir yere geçmeliyim. Başka bir yerden kastım başka bir coğrafya veya başka bir dünya değil. Sadece zamanın işlemediği, zamanın hiçbir şeyi kımıldatamadığı, değiştiremediği, acıtamadığı, bükemediği bir yere. Six Feet Under'daki zaman bükülmeleri geliyor aklıma ister istemez. Bir karavanla mesela okyanus kıyısına gitmek, zamansız bir coğrafyada dalgaların sesini havadaki tuz ve yosun kokusuna karıştırmak. saçlarımın yüzümü gıdıkladığını, beni sarmaladığını hissetmek. sadece o anı yaşamak, geçmişten gelecekten şimdiden hayattan bağımsız o anı. rüzgarı, tuzu, kumun yumuşaklığını, dalgaların sesini...Woody Allen'ın üç kız kardeşin hayatını anlattığı bir filmi vardır. Filmin sonunda üç kız kardeş yan yana gelip okyanus kıyısındaki evin penceresinden gri gökyüzüyle okyanusun birleştiği yere bakarlar. Bergmanvari bir hava olduğu aşikar zaten filmde, ama onun dışında o ev, o kız kardeşler, o pencerenin kenarında durup okyanusa bakma anı bir zamandışılık hissi verir bana. Bütün sorunlar pencerenin arkasında o bakışın arkasında kalmış gibidir.. Pencereden okyanusa doğru bir çatlak açılmış, üç kız kardeş çatlağın içinde belki çaresizce ama yine de zamandan zamansızlığı çalmayı başararak kalakalmıştır.
her yağmur yağdığında, gökyüzü her karıştığında bir çatlak açılacakmış hissine kapılıyorum. En azından o hissi yaşamak güzel, fazlasını istemek anlamsız. Yine dün oturmuş six feet under finalini izleyip bir yandan da ağlarken Ruth Brenda'ya Nate için seni kendine göre çok sevdi biliyorsun, ama yeterli değildi senin için daha fazlasını istedin dedi ya mırıl mırıl hiç suçlamadan sadece bilerek ve anlayarak, bu diziyi yine neden sevdiğimi ve neden hep seveceğimi anladım. Niye fazlasını istiyoruz? Niye yetmiyor? Ben niye bir çatlak yaratma peşindeyim? İçimdeki bir yer sızlayıp dursun varsın, zamanı durdurup kendimi donduramam. Öyle veya böyle hayat hep bir çizgi çekmeni bekliyor senden. İsteklerin, istemediklerin, yaptıkların, yapamadıkların, bildiklerin, bilmediklerin, bilemediklerin arasında. Bir sarkaç gibi çizdiğin çizgiler arasında, kimi zaman çizgiler silerek kimi zaman yenilerini çizerek sek sek oynayıp duruyorsun. Ama artık her şey çok karıştı. Her gece uyumaya çalışırken kafama takılan bir sürü sorunun ağırlığı, gecenin bir yarısı kalkıp balkona çıktığımda içime çöken sıkıntı. tüm bunları bir an bile olsa bertaraf edebilmek için zaman dursun istiyorum işte. Zaman dursun ve ben hiçbir düşünceyi kovalamadan belki sadece güzel bir rüyanın verebileceği hafif bir gülümsemeyle okyanusun kıyısında oturur bulabiliyim kendimi.
hala çok naifim evet. Ama ben böyleyim işte, değişecek gücüm ve isteğim yok artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder