16 Mart 2010 Salı

here i go

Yok olmuyor. Ne zaman bir şeyler kurgulamaya çalışsam kurgudan başka her halta benziyor. Ama olacak zamanla o da olacak.
Mızıkçılık yapmak yok yahu. Cümleler yazıp, noktalama işaretleri kullanacaksın. Kafandaki imgelerden kelimeler döküceksin önce, sonra o kelimeler herkesin kafasında farklı imgeler yaratacak. Sonra bir gün okuyanlar kendi imgelerini yaratabilmek için kelimeler dökecekler. Böylece sen de o hiç bitmeyen döngünün bir parçası olacaksın. Hem özgür hem değil. Bir kişinin imgesi herkesin imgesi olacak, ama yine de herkes kendi imgesinin tekilliğine inanacak, inanacak ki anlatılmaya değer bulsun onu. Bazen anlatmayı seçtiğimiz imgeler hepimizin bir şekilde aşina olduğu durumları, anları, acıları anlatır, işte onlar da ne kadar çok kişinin ortak imgeleminde varsa o kadar etkili olur. Bazen de kafandaki imgenin çoğulluğuna inanıp anlatacaksın, kelimeler durmayacak. Kelimeler durmadan akacak, ama bu sefer konuşurken ki aldırmazlıkla değil. Yazdıklarını kimse okumasa da, dönüp dönüp kendin de okuyor olsan yazacaksın.
Kelimeleri gerçekten seviyorum. canımı acıttıklarında da seviyorum onları. Bazen bir koca gün boyunca, bazen bir hafta boyunca tek bir kelimenin kafamda çağrıştırdıkları, bana anlattıkları ya da anlatamadıklarıyla uğraşıyorum. Kelimeler boşluk yaratır, kelimeler boşluk doldurur.
Yaşam sürüp gidiyor işte.
Garip bir şekilde huzurluyum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder