mojave 3
between the bars, in love with a view, after all...
kum sarısı, güneş sarısı, van gogh sarısı- hepsinin iç içe geçtiği bir
kumsalın sarılığında, savrukluğunda...rüzgar bizi götürecek mi
gerçekten...gökyüzünde birikmiş bütün o bulutlar yağdığında kumsala,
rüzgar kumları estirdiğinde...gözlerin, tırnakların kumla dolmuş,
ağzında kumlar çatırdar ve dansederken, soru işaretlerinin yuvarlağı
ünlemlerinin kuyruğu boşlukların boş bıraktıkların salt sen kumla
dolmuşken...kum kötü bir şey değil ki...rüzgar bizi götürecek mi sen
bana söyle söyle işte...içimizde çınlayacak, uğultumuzu bastıracak,
kumları indirecek mi boğazımızdan aşağıya, rüzgar? izin var mı
rüzgara, alacak mıyız içeri, alacak mısın içeri?
bir avuç kum bıraksam rüzgarın peşine. bir avuç kumla dolan avcumu
rüzgara bıraksam, bir avuç kumu yesem, rüzgarın tadını alsam. rüzgarı
yalamaya çalışan çocuk gibi...bir avuç kum elimden usul usul kayıp
rüzgara karışsa...
şimdi rüzgar bir kitabın soluk sarı sayfalarını hışırdatıyor. buluttan
bol başka hiçbir şey yok gökyüzünde. kumsalın savrukluğuna inat
giydiğin enine çizgili tişörtünle, plastik sarısı kovanla
koşturuyorsun bir başına. kuma koşuyorsun, hız veriyor rüzgar, deniz
parıldıyor dalgaların arasındanüstünden. ve artık patladığında rüzgar,
kumların ve rüzgarın arasında salt kuma dönüşmüşken yaşadığını
hissediyorsun. Tişörtünün kırmızıları rüzgarın aralıklarını çiziyor...
havadasın, ağırlıksız bir gülle gibi dönüyorsun.
http://www.dailymotion.com/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder