An affair to remember'daki o güzel bahçeli, güzel manzaralı ev geliyor hep aklıma. Dünyanın gürültüsünden uzak, kendi halinde, mavi-yeşil, huzurlu bir köşe. Ama yaşlı kadın, sen burda kalmamalısın, çok erken diyor genç ve güzel kadına. Burası anıları biriktirip hatırlamaya gelinecek yer, yaşamak için uygun değil.
Hatırlamak için yaşıyoruz. Anılar biriktikçe, hatırlama isteğimiz de artıyor. Unutmak için yaşıyoruz bir yandan da. Çünkü anılar sürekli yer değiştiriyor.unutmak mı hatırlamak mı derken ikisi arasında hırpalanıyoruz. Ne bir köşeye çekilip dünyadan elimi eteğimi çekesim var ne de sürekli koşturup anı yaratmak için didişesim. Her şey ve herkes yeterinden fazla saldırgan ve hızlı. Ben o hızı koruyup, o hızda yaşayamıyorum. Hep bir yerden patlak veriyor.
Bu sefer hissettiğim pes etme duygusundan daha çok bıkkınlık ve bıkkınlığın verdiği kayıtsızlık. Üzerime düşeni yaparak bütün sorumluluklarımdan kurtulayım bari anlayışıyla ite kaka da olsa yatağımda değil masamda geçiriyorum günleri.
bu da bir şeydir. en azından kaçma hayalleri kurabiliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder