16 Mart 2012 Cuma

sonra

sonra yine sözcükler geldi, öncesinde de sözcükler vardı.
kafamda, dilimde, çevremdeki herkesin dişlerinin arasında. düşünürken, düşünmezken, ne düşündüğümü bilmezken, yorulmuşken-bazen en çok yorulmuşken- mutluyken, karamsarken, her şey anlamsız geldiğinde, her şey anlamlı olabilirmiş gibi hissettiğimde... karşıdan karşıya geçerken üzerime doğru gelen insanlar, üzerime doğru gelen düşünceleri, başka dünyalar, başka takıntılar, sıkıntılar, hayaller, mutluluklar, hayal kırıklıkları...
referans ya hep öncesine ya hep sonrasına bir şeylerin. aradaki zaman önce ve sonranın parçası olmak için bekliyor. sözcüklere dökülüp, hikayelere dönüşmeyi bekliyor. bir şeyi her anlattığımızda eklediklerimiz ve çıkardıklarımız var. giden ve kalan sözcükler.

adımı bile unutsam uyusam diyor ya melih cevdet anday, adımı bile unutsam hakikaten ve kimse beni tanımasa, ben kimseyi tanımasam bir süreliğine. misafirliğe gitsem, bana temiz bir çarşaf serseler sonra adımı bile unutsam uyusam...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder