27 Ağustos 2009 Perşembe
Yann Tiersen-Sur Le Fil...
İçine hikayeler sığdırabildiğim şeyleri seviyorum. Yann Tiersen'in bu parçası gibi.Birdenbire başlıyor şarkı. Yavaş yavaş tırmanıyor sonrasında. Bir çatışma var içinde. Bir sürü ben birbiriyle çarpışıyor sanki. Hiç bitmeyen, sona erdirilemeyen kelime oyunları...Acıyan ve kırılan bir şeylerin öyküsü. Çatışma bir süre sonra isyana dönüşüyor. Bağları koparıp atma isteği, bırakıp kaçma, şiddet, boşverme...Yaylılar o kadar iyi ki gözlerinizi kapatıp dinlediğinizde kara bir bulutun içindesiniz sanki.Gerilim yüklü.Kemanların hüzünlü olduğunu düşünüyorum.Hüzünlerini şiddetle döküveriyorlar ortaya. En tepeye varıyor birdenbire her şey. Ne olursa olsunvari bir nokta bu. Sonrası, sonrası piyano. Yumuşakça basılsa da tuşlara aynı çatışma, aynı isyan daha derinden, daha sessiz bir biçimde dile getiriliyor. Hiç piyano çalmamış ellerim tuşlara dokunmak istiyor. Şarkıyı çalan, çatışmayı, isyanı yaratan olmak istiyor. Çalar gibi yapıyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Sakinim. Söyleyeceklerim var. Tuşlara anlatıyorum kafamdaki her şeyi. Onlar bir ses veriyorlar düşüncelerime. arada şiddetlenip arada alçalıyor ses.düşüncelerim de öyle. Kendimi ikna etmeye çalışıyorum. Parmaklarım hala hayali tuşlarda dolaşıyor. Kemanların yırtıcı, iç acıtı müziklerine karşılık ben de kendimden sessiz bir şeyler vermek istiyorum.Kendi hikayem. Anlattığım hep o. Dinlemelerini bekliyorum. Sakin ama buruk bir biçimde ellerim hala hayali tuşların üzerinde gezinmeyi sürdürüyor. Sonlara doğru kanıyorum artık. Düşüncelerim anlayamadığım bir şeylere yeniliyor. Çalmayı bırakıyorum. Kemanlardan hiç ses yok.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder